fbpx
FelsefeKültür Sanat

Bilim Felsefeye İçkin Midir Aşkın Mıdır? 

Paylaş

Bilimlerin doğmasıyla beraber felsefenin geçmişe ait spekülasyona dayalı bir düşünce biçimi olduğu öne sürülmüş, bu nedenle felsefe ve bilim karşı karşıya gelmiştir.

Bilimin nesnel ve evrensel olanın peşinde olmasına karşılık felsefenin yalnızca zihinsel faaliyet olduğu, gözlem ve deneye dayanan bilimin konusu olamayacağı da ileri sürülmüştür.

Bilimin gelişmesi ve ilerlemesi farklı bilim disiplinlerini ortaya çıkarmış ve felsefi konular bu disiplinler tarafından bilimsel yöntemlerle incelenmeye başlanmıştır.

Bilim nedir? 

Bilim; evrenin, evrendeki olguların ve olayların hakkında bilgi vermeyi amaçlar. Kesinlik nitelikleri taşıyan yöntemli, tutarlı bilgidir. Birtakım yöntem ve deney yolları kullanarak gerçekliğe ulaştıracak yasalara ulaşır. Bu nedenle her bilimin kullandığı yöntemler, vardığı sonuçların özellikleri bellidir.

Felsefe nedir? 

Felsefe de tıpkı bilim gibi evren hakkında bilgi veren etkinlik biçimidir. Bilginin ve bilimin ne olduğunu sorgulamasının yanı sıra doğru olduğu bilinen ya da öyle olduğuna inanılan her şeyi sorgulamıştır.

Felsefenin Bilimsel Bilgiye Katkıları 

Felsefe, ilk defa ortaya çıktığında, benzer etkinlik biçimi olan mitolojik-dinsel dünya görüşü ile hesaplaşmak zorunda kalmıştır. İlk Yunan düşünürleri, evrendeki varlıklar ve bu varlıkların doğaları hakkında, din veya mitolojinin sağladığı bilgiden daha doğru ve güvenilir olan bilgilere erişmenin gayesi içindeydiler. Örneğin Demokritos aşağı yukarı 2500 yıl önce, elinde herhangi bir deneysel gözlem ve doğrulama imkanı olmaksızın bugünkü atom kavramının ilk şeklini ortaya atmıştır. Yine aynı yıllarda Pythagoras aritmetikle ilgilenmiş, matematiğin ve geometrinin temelini atmıştır.

Descartes ise 18.yy’da “kartezyen düalizm” felsefesiyle zihinsel ve olgusal gerçekliği birbirinden iki farklı töz olarak ayırmış, olgusal gerçekliğin kavramsal düzeyde nasıl kurulacağı sorunuyla dönemini meşgul etmiştir. Bunun sonucunda yeniçağ doğa bilimleri, matematik yöntemi benimsemiş ve bu iki farklı varlık alanı arasındaki ortaklığı matematik üzerinden kurmuşlardır. Descartes’ta felsefi bir sisteme dönüşen bu düşüncede matematiğin zihnin ve doğanın temel yapıtaşlarından biri olduğu kabul edilir.

19.yüzyıl’a varıncaya kadar felsefe ile bilim arasında ciddi bir ayrım yapılmamıştır. Newton bilimsel görüşlerini içeren ünlü kitabına “Doğa Felsefesinin Matematik İlkeleri” adını vermiş, üniversitelerde fizik dersleri “doğa felsefesi” adı altında okutulmuştur.

Bilimin Felsefeden Ayrılması 

19.yüzyılda bugün kendilerine insan veya kültür bilimleri veya toplum bilimleri dediğimiz tarih, ekonomi, psikoloji, sosyoloji gibi bilimlerin her biri kendisine özel bir varlık alanı alarak felsefeden kopmuştur. Dolayısıyla modern bilim, doğanın araştırılmasının bir yöntemi olarak Yunan dünyasının etkisi dahilinde gelişmiştir. Gelişen bilim anlayışı beraberinde yalnızca insanın doğaya karşı görüşlerini değil, insanın kendine ve topluma bakışını da derin bir şekilde değiştirmiştir.

Felsefi tutumun ağır bastığı dönemde toplum olduğu biçimde değil, olması gerektiği biçimde ele alınmıştır. Günümüzde özellikle toplumbilimler ve felsefenin çelişik olduğu iddiaları bu düşünce etrafında gelişir. Toplumbilimleri felsefeden koparak gelişmiş ve felsefeden bağımsızlaşıp kurumsallaşmıştır. Buna rağmen toplumbilimleri tamamiyle felsefeden uzak düşünülemez.

Özellikle 19. yüzyıl ve 20. yüzyıl’da felsefenin bittiği ve bilimin gelişimi nedeniyle felsefeye gerek kalmadığı çokça dile getirilmiştir. Günümüz toplumbilim disiplinleri bu dönemde belirginleşip seçilmeye başlanmıştır. Sosyal bilimler 19. yüzyılda gerçeklik hakkında ampirik bulgulara dayalı nesnel bilgi edinilmesini sağlamak yolundaki çabalar sonucunda yaratılmıştır. Doğru icat edilecek ya da sezilecek değil, bulunabilecek bir şeydir.

Bilim Felsefeden Ayrı Düşünülebilir mi? 

Modern bilim söz konusu olduğunda felsefe, bilimin hakim değer yargılarının tartışılması ve eleştirel bir gözle değerlendirilmesi konusunda önemli bir yer tutmuştur. Felsefe açısından evrensel ve mutlak bilgi sadece ideal olarak kalmış, kesinliğe ulaşmaya çalışan her felsefi düşünce eleştirilere maruz kalmıştır. Felsefenin eleştirel ve kümülatif özelliği birbirinden farklı sistemleri ve bilgileri oluşturmuş, bu bilgilerin bilimlerin çeşitli alanlarında kullanılmasına katkı sağlamıştır.

Felsefeden bağımsız bilimsel etkinlik, sorgulayıcı tavrının yerini dogmatizme bırakacaktır. Nitekim konusunu inceleyen bilim, kendisini, yöntemini, araçlarını bütün olarak kendi kavramsal yapısını sorgulama konusu yapamaz. Bu, ancak felsefenin bütüncül eleştirel bakışıyla mümkündür.

Felsefe ve bilim ayrımının mümkün olabileceği yanılgısı modern bilimin kendisinin bizzat bir felsefe üzerine kurulu olduğu gerçeğini göz ardı eder. Kaldı ki bilim denen yapılar tabiat felsefeleri yahut varlık öğretileri dediğimiz sistemlerin kaplamca daralıp içlemce derinleşmesinden doğmuşlardır.

O halde bilim hiçbir zaman felsefeye aşkın tarafta olmamış, felsefeye içkin olmak kaydıyla yeni disiplinlerde varlığını devam ettirmiştir.

Modern bilim disiplinleri üzerine kuruldukları kavramların felsefi içeriğini değerlendirmekten uzaktırlar. Bu yüzden bilimin kavramları felsefi anlamlarından bağımsız olarak günümüzde yeni anlamlar kazanmıştır. Bilimin felsefi sorgulamadan geçirmeksizin kullandığı bu kavramları gerçekliği araştırmanın mutlak aracı olarak görmesi problemlere yol açmaktadır. Felsefenin katkısı olmadan bu tür problemleri aşması da mümkün görünmemektedir.

Belirli bir coğrafyanın sınırlı koşullarında ve belirli bir tarihsel dönemde gelişen bilimin asıl problemi; içinde bulunduğu kısıtlı durumun farkında olmaması, yöntemini ve kavramsal yapısını tartışamamasıdır.

Felsefenin sorumluluğu bir yandan sınırlarını ve sorunlarını gösterirken, diğer yandan da bilimin kazanımlarını da korumak olacaktır.

Yazar: Cenk Demirkıran

KAYNAKÇA 

Arslan, Ahmet. (2014). Felsefeye Giriş. Ankara: Adres Yayınları. 

Duralı, Teoman (1986). “Felsefe – Bilim – Çıkışı, Gelişmesi, Anlamca Sınırları – Felsefe, Hayatın Kılavuzudur.” Ondokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisicilt.1. s.15. 

Gulbenkian Komisyonu. (2003). Sosyal Bilimleri Açın. Çev. Şirin Tekeli. İstanbul: Metis Yayınları. 

Şimşek, Lütfü. (2008). Felsefesiz Bilim Olabilir mi? Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi Dergisi. sayı:1. s.26. 

Bu içeriğe bir ifade bırak!
+1
0
+1
1
+1
1
+1
0
+1
1
+1
0
+1
0
Tags: , ,
Sağlığınız İçin En İyi Monitör Stili Hangisidir?
Gizemli Ölüm: Bruce Lee Kimdi?

En Çok Okunan

Bunlarda İlginizi Çekebilir

Menü