fbpx
Aktüel

Et Tüketmek Zararlı Mıdır?

Paylaş

Vejetaryen atalarımızın yaklaşık 2 milyon yıl önce et yemeye başlamasının sebebi hayvanların lezzetli olması değildi;tamamen bir ihtiyaçtı.

İklim değişikliği atalarımızın tükettiği bir çok bitkinin daha enderbulunmasına sebep oldu, ve et bu boşluğu doldurdu.
Ateşin keşfi ile beraber, insanların beslenmesinde başlıca rol aldı.

Son birkaç yıldır et tüketimi kalp hastalıkları, çeşitli kanserler ve erken ölüm gibi durumlar ile ilişkilendiriliyor.

Peki, et gerçekten ne kadar sağlıksız?

Bu yazıda sadece et hakkında konuşacağız. Hayvansal (mandıra) ürünler başlı başına ayrı bir araştırma hak ediyor.

Biyolojik olarak 3 ana sebepten ötürü et tüketiyoruz: Enerji, yapısal gelişim/onarım sağlayan materyaller ve vücudumuzun kendi üretemediği molekülleri almak için.

Enerji ve materyallerin çoğu 3 makro besinden geliyor: Yağlar, karbohidratlar ve proteinler. Proteinler hücrelerimizin onarım ve yenilenmesinde en önemli göreve sahip.

Özel moleküller metabolik süreçlerde ihtiyaç duyduğumuz çeşitli vitamin ve minerallerdir.

Bize bunların çoğunu sağlar. Et, ihtiyaç duyduğumuz tüm aminoasitleri (proteinlerin yapı taşı) ve bir çok minerali (demir, çinko) ve vitamini – çoğu hiçbir bitkide bulunmayan, b12 gibi- içermektedir.

Ette bulunmayan tek ana ihtiyaç maddesi C vitaminidir. Neredeyse tüm bitkilerde bulunan bu vitamin, bağışıklık sistemimizi
bağ dokuların gelişimini sağlayarak destekler.

Birkaç ay C vitamini almazsanız iskorbüt olursunuz.Etin bir büyük avantajı da yüksek biyo-elverişliliğidir. (yani yediğimiz etin çok az bir kısmı vücudumuzda boşa gider)

Bitkilerle karşılaştırınca, etin bulundurduğu bazı besinler vücudumuz tarafından daha hızlı sindirilir ve daha hızlı kullanıma geçer.

Örnek olarak, ıspanakta etten daha çok demir var ama emilimi çok daha uzun sürer ve daha çok enerji harcar. Tamamen et bazlı bir diyete sahip toplumlarda etin sağlık açısından bazı faydalarına rastlanmıştır.

Mesela İnuit Eskimoları, zor iklim şartlarında yaşayabilirler. Bunun nedeni tamamen etten oluşan beslenme biçimleridir. İnuitler hayvanın tamamını (organları dahil) yedikleri için her besin grubuna duydukları ihtiyacı karşılayabiliyorlar, C vitamini dahil.

Yani et tek başına bizler için zararlı değildir. Ama sağlığa etkisi nasıl hazırlandığı ve hangi hayvandan geldiğine göre değişiklik gösterebilir.

Batı dünyasında et dendiğinde genel olarak besin içeriği yoğun ancak sadece et bazlı diyeti mümkün kılabilecek bazı vitaminler bakımından eksik kas dokularını kastederiz.

Yiyebileceğiniz en sağlıklı balık etidir. Balıklar çoklu doymamış yağ asitleri içerir. Bunlardan omega-3 kalp damar hastalıklarının riskini azaltır, ve bağışıklık sistemine iltihaplanmayı önleyerek (bunu B hücreleri üreterek yapar) katkıda bulunur.

Sağlık sorunları endişesi olmadan balığı sağlıklı bir diyetin parçası olarak sıklıkla tüketebilirsiniz.Ancak balık tüketiminin de kendi sorunları var,fazla balık avcılığının sonuçları ve suların kirlenmesi gibi. Ondan başka bir yazımızda bahsedeceğiz.

İkinci bir sağlıklı et türü ise tavuk etidir. En az sağlık sorununa sebep olan et olarak değerlendirilr.Tek sağlığa zararlı yönü ise tartışmaya açıktır: Yüksek doymuş yağ oranı,yüksek kolesterol ve kalp damar hastalıkları ile ilişkilendirilir.

Ama bu bilgi bilim insanları tarafından tartışılmakta ve yüksek kolesterolün genetik olduğu düşünülmekte.

Yani genel olarak et seçimi yapıyorsanız ve sağlık sorunları bir endişe konusuysa tercihiniz tavuktan yana olsun.

İşler çok kırmızı et tüketince karışır. sığır, dana, domuz,kuzu, at, keçi gibi) Yeni bir araştırma günde maksimum 23 gram kırmızı et tüketilmesini önermektedir.

Bir başka araştırma ise günlük 100 gram tüketildiğinde diyabet riskini %19,felç riskini %11, ve kolon kanseri riskini %17 arttırdığını göstermektedir.

Bu korkunç duyulabilir ama panik olmadan önce bu araştırmaların nasıl yapıldığına bir bakalım. Çünkü bu et tüketiminin sağlıksız olup olmadığı sorusuyla ilgili bir sorunu daha ortaya koyacak.

Etin sağlığa zararlı olduğu sonucuna varan çoğu araştırma kontrollü-vaka çalışmasıydı.

Yani araştırmacılar bahsettiğimiz rahatsızlıkları olan kişileri beslenme alışkanlıklarına göre grupluyor. Daha çok kırmızı et yiyenin daha fazla riskte olduğunu gösteriyordu.

Buradaki problem bu araştırmanın hastalığa sebep olan diğer faktörleri bir kenara koymamasıdır.Daha az et yiyen insanlar genel olarak daha sağlıklıdır.

Daha çok meyve sebze yerler ve sigara veya alkol kullanıyor olma ihtimalleri daha düşüktür. Bazı araştırmalar bu faktörleri de göz önünde bulundurmaya çalışır ancak somut bir ayrım yapmak çok zor.

İşlenmiş ete bakınca durum daha da kötüleşiyor.Eti işlemek, çeşitli kimyasallar eklemek, tütsülemek, tuzlamak ve mayalamak anlamına geliyor.

Yani işlemek, eti daha “lezzetli” yapmak demek. Domuz pastırması, but, salam, sosisler,nitrit ve nitrat gibi DNA’mızı değiştirerek kansere sebep olan,sağlığa zararlı kimyasallar içerir.

Dünya Sağlık Örgütü 20 yılda 800’den fazla araştırmayı inceleyip işlenmiş etin kolon kanseriyle bağlantılı olduğu sonucuna varmıştır.

Günlük alınan her 50 gram işlenmiş etin Kanser riskini %18 arttırıyor. İşlenmiş et; plütonyum, asbestos ve sigara
gibi maddelerle beraber kanserojen olarak sınıflandırılıyor.

Hatırlamak gerekir ki Dünya Sağlık Örgütü bu araştırmanın bir şeyin kanseresebep olup olmadığını araştırdığını, ne kadar sebep olduğunu araştırmadığını belirtmiştir. Ama işlenmiş et diyabet, felç ve koroner kalp rahatsızlıklarına rastlama riskini arttırır.

Yediğimiz etin bir canlının parçasıyken nasıl bir yaşam sürdürdüğü de önemlidir.

Hayvanları büyük miktarda antibiyotik ile beslemek yaygındır,bu şekilde hastalıklar önlenir ancak bu durum antibiyotik direnç geliştirmemize sebep olabilir.
Birlikte fazla miktarda kırmızı ve işlenmiş et tüketimi erken ölüm ihtimalini %29 arttırır.

Bu demek oluyor ki, bu yıl ölme ihtimaliniz %3 ise, artık %4. Bu çok kötü duyulmayabilir ama küçük yüzdeler toplumsal boyutta milyonlara denk geliyor.

Ayrıca sizi etkileyene kadar zararsız gibi gelir. Sağlıksız bir yaşamın gerekçesi olarak sadece eti göstermek yanlış olur.Yağ hariç etin diğer bileşenlerinin negatif bir etkisi bilinmemekte. Diğer zevkler gibi bazen güzel bir şeyin fazlası zarardır.

Çoğu toplumsal sağlık kuruluşları et tüketiminin haftalık 500 gram olması gerektiğini söylüyor.bir yandan da araştırmalar daha da az tüketilmesi gerektiğni savunuyor. Haftada 1-2 kez et yiyorsanız sorun yok demektir.

Çoğu kişi için bu durum beslenme alışkanlıklarında büyük bir değişiklik anlamına geliyor. Ortalama bir Amerikalı haftada 1600g, ortalama bir Alman ise 1100g.

Ve bir kısmımız çok daha fazlasını tüketiyoruz. Ne kadar yediğinizden emin değilseniz 1-2 hafta boyunca her et yediğinizde not alın. Ne kadar fazla olduğunu görünce çok şaşıracaksınız.

Sağlık ile ilgili yarattığı endişelerden başka,et endüstrisinin iklim değişikliğine (küresel ısınma) sebep olan en büyük etkenlerden olduğu gerçektir.

Ayrıca, bu endüstri öyle büyük bir boyuta ulaşmıştır ki insanlara milyonlarca ton ulaştırırken bir yandan bunu hayvanlara saygı göstererek yapmak imkansızdır.

ÖZETLE

Özetle, ölçülü bir şekilde tüketilirse et sağlıksız değildir ve kendi sağlığınız ve dünyanın iyiliği için sabah kalktığınızda vejetaryen olmanız gerekmez.

Tags: , , ,
Aşı ve Yan Etkileri
Avrupa Birliği Demokratik Mi?

En Çok Okunan

Bunlarda İlginizi Çekebilir

Menü