fbpx
AktüelGenel

Gözetim Modelleri Nelerdir?

Paylaş

Gözetim Modelleri 

Gözetimin türü panoptikon, sinoptikon ve omniptikon modelleriyle ifade edilmektedir. İnsanların bir arada yaşadığı ortamlarda meydana gelen bir tür sessiz anlaşma halinde çeşitli aktörler oluşacaktır. Bunlar klasik olarak ele alındığında devlet, birey ve toplumdur. Herhangi bir kuruluş, herhangi bir birim, herhangi bir oluşum bu üçünden birine yada daha fazlasına tabii olacaktır.

Günümüzde bu sınıflandırmada çizgiler gittikçe silikleşmekte ve kimin hangi alana dahil olduğunun anlaşılması zorlaşmaktadır. Hiç tahmin etmediğimiz şekilde bir birey devletin önemli bir ajanı çıkabilir. Bunu sağlayan gözetim sistemlerinin etkinliğidir.

Bu üçlü sınıflandırmaya modern zamanlarda dahil olan çeşitli topluluklar bulunmaktadır. Bu toplulukların ortak paydası sermayeyi daha önce olmadığı şekilde başta iletişim teknolojileri olmak üzere birçok alanda hakim şekilde kullanmalarıdır. Dünyanın en değerli 10 markasının 6’sı doğrudan iletişim alanında faaliyet göstermektedir ve bağlı olduğumuz çeşitli ağları yönetmektedir.

Yani denebilir ki, sermaye topluluğunun bireyi, devleti ve toplumu yönlendirmek konusundaki yetkinlikleri tartışmasızdır ve onun bu aktörlerden biri olarak yerini almasına neden olmuştur. 

Panoptikon 

Panoptikon Yunanca bütün, tüm manasına gelen “pan” ve “optikos”un nötr hali olan görme, bakma anlamındaki “optikon” kelimelerinin birleşiminden oluşmuştur.

Bentham’ın hapishane sistemi en az maliyetle en fazla kazancı hedefliyordu. Öngörülen bu hapishane sistemi birçok yazar ve düşünür tarafından sıklıkla bir metafor olarak işlendi.  Hapishane’nin Doğuşu kitabında Panoptikon’u sıklıkla inceleyen inceleyen Michel Foucault, onun için hastanelerde, atölyelerde, okullarda, hapishanelerde devreye sokulabileceğini, belirli sayıda insanın gözetim altında tutulması gereken birçok kurumda uygulanabileceğini söylemiştir.

Panoptikon, ortasında bir gözetleme kulesi bulunan   dairesel bir   hapishane modelidir. Kulede bulunanların bir çember oluşturan hücreleri görebilmesi, hücrede bulunan mahkumların ise kulede kimsenin olup olmadığını görememesi amaçlanmıştır. Böylelikle kulede gözetleyenin olup olmadığı bilinmeksizin mahkumların daima kendilerini bir gözetleyen varmış gibi davranmaları beklenmektedir. 

Panoptikon modelinin bir tasviri de George Orwell’in 1984 kitabında yapılmıştır. Büyük Birader olarak isimlendirilen denetim mekanizmasının herkesin evinde bulunan ekranlar aracılığıyla gözetlediği varsayılmaktadır. Ancak kimse, ne zaman izlendiğinden tam emin olamamakta ve her an izleniyormuş gibi hareket etmektedir.

İnsanlar birbirlerine “Büyük Birader seni izliyor” diyerek bunu hem kendilerine hem de çevrelerinde bulunan kişilere hatırlatır. Devlet işkence ve zor kullanarak gücü daima elinde bulundurmakta ve tarihi kendi çıkarlarına uyan bir biçimde yeniden yazmaktadır.  

Sinoptikon 

Sinoptikon gözetim modeli panoptikonun aksine çoğunluğun azınlığı izlediği bir gözetim modelidir. Panoptikon mahkumları izleyen gardiyanlarla temsil edilirken sinoptikon gardiyanları izleyen mahkumlar olarak ele alınır. Sosyolog Thomas Mathiesen tarafından ortaya konan sinoptikon modeli Foucault’nun panoptikon incelemesinin bir eleştirisini içerir.

Sinoptikon modeli yaygınlaşan kitle iletişim araçlarının bir getirisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Televizyonlarda sıradan insanlar ünlüleri takip etmekte, politikacıları gözetlemektedir. Bu durumun panoptikonda gözetleme işini yapanlar safında bulunanlar arasında gözetlenmeye açıklık hissini doğurduğu varsayılabilir.

Sinoptikonun etkinliği gözetim araçlarının ne derecede kamu tarafından idare edildiğine göre değişmektedir. Devletin kurumlarınca denetlenen ve sansürlenen yayıncıların, azınlığı denetleme ve gözetleme işlevini nasıl yerine getireceği tartışmalıdır. Bu durum en özgürlükçü kabul edilen demokrasiler için de geçerlidir.

Çoğunlukla popüler araçların kullanımını esas alan sinoptikon modeli için ortaya koyduğu amaçlara uyum sağlayamadığı söylenebilir. Sinoptikon toplumlar yerine cemaatler bazında ele alınmalıdır. Devlet ve sermaye kadar büyük ölçekli ve kapsayıcı ağlara sahip makinelerin çoğunluk tarafından gözetime tabii tutulması elverişli görünmemektedir. Ancak cemaatler ölçeğinde değerlendirildiğinde bu modeli işlerlik kazandığı görülecektir. 

Kırsal yerleşim birimlerinde sinoptikonun izini eski zamanlardan günümüze kadar sürmek mümkündür. Dedikodu, burada oldukça güçlü bir araç olarak ele alınabilir. Bir haberin köylü arasında hızlıca yayılabileceğini göz önünde bulunduran bir muhtar, kınanacağı ve cemaat tarafından dışlanacağı endişesiyle kendini kontrol sistemini devreye sokacaktır ve yanlış olarak kabul edilen bir davranışı yapmaktan sakınacaktır. 

En gelişmiş demokrasilerin dahi mahremiyet konusunda çok ilkel uygulamaları devreye soktuğunu cesur hakikat savunucuları tarafından zaman zaman öğrenebiliyoruz. Böylesi bir mevcut durum değerlendirildiğinde sinoptikonun ancak safça sayılabilecek iyimser bir paradigma olduğunu görebiliriz.

Omniptikon 

Omniptikon kavramı da benzer şekilde Yunanca’da bulunan iki kelimenin türetilmesiyle oluşturulmuştur. “Tüm, bütün” manasına gelen “omni” ve “görme, görüş, bakma” anlamına gelen “optikon” kelimelerinden oluşur.
Bu modelde diğer iki modelden farklı olarak daha kapsayıcı bir yan bulunur.
Denilebilir ki, omniptikon internetin şu an geldiği aşamayı tarif etmekte kullanılabilir. Herkes herkesi izlemektedir.

Gözetleme çok daha aşkın bir hale gelmiştir. Belli bir yazılım ve güvenlik eğitimi almış ve gerekli araçlara sahip herkes en azından üst veri kullanımı yaparak birçok kişinin özel bilgilerine erişebilir durumdadır.

Görüldüğü kadarıyla bunda bir sorun yoktur. En azından insanlar izlenmelerine kayıtsız kalmakta yada önemsiyor olsalar dahi ne yapacaklarını bilmemektedirler. 

Norveç’in Veri Koruma Kurumu ve Teknoloji Kurulu’ndan alınan verilere göre Edward Snowden’ın ifşaatlarının, internet kullanıcılarının internet kullanımlarında ve internetle ilgili düşüncelerinde geniş çaplı bir değişime neden olmadığını gözler önüne seriyor.

Araştırmaya katılanların %23’ü ifşaatlar üzerine düşünmediklerini ve ifşaatların internet kullanımlarına ve internete yönelik düşüncelerine etki etmediğini söylemiştir. Katılımcıların ancak %17’si ifşaatlar hakkında düşündüğünü ve internet kullanımlarında değişikliğe gittiklerini belirtmiştir. 

Bugün büyük veri etkindir ve herkesin mahremiyetine gölge düşürmektedir. Zero Days isimli belgesel filmde, Amerikan istihbarat örgütlerinin bazı çalışanlarından elde edilen bilgiler ışığında İran’ın nükleer santrifüjlerine yapılan siber saldırılar konu edilmektedir.

Bu saldırılar niceliksel olarak gelişmekte ve gün geçtikçe daha karmaşık hale gelmektedir. İzlemelerin ve verilerin boyutları “tek dünya, tek internet” sloganıyla gittikçe büyümekte ve tek elde toplanmaktadır.  

Omniptikonun bir diğer mahiyeti de günümüzde herkes tarafından gönüllü olarak gerçekleştiriliyor olmasıdır. Bu durumun Snapchat uygulaması tarafından başlatılmış olması muhtemeldir.

Bu uygulamada amaçlanan anların paylaşımını teşvik etmektir ve birçok diğer uygulama tarafından da geliştirilerek kullanıma sokulmuştur. Diğer multimedya aktarımı yapmayı sağlayan programların aksine Snapchat gönderilen iletiyi bir süre sonra kullanılamaz hale getirir, bu da daha fazla şeyi paylaşmaya yönelik bir hamledir.

Bir süre sonra kullanıcılar her anlarını hiç tanımadıkları kişilerle paylaşır hale gelmiştir. Bir görsel galeri olan kişisel profillerinde yatak odalarını belirsiz bir süre için sergilemekten imtina eden birey kısa bir süreliğine bu türden bir özel alan paylaşımı yapmakta bir sakınca görmez.

 

Yazar: Ahmet Yıldırım

Kaynak:

Eirik Lokke, Mahremiyet: Dijital Toplumda Özel Hayat

Michel Foucault,HapishaneninDoğuşu

   

Tags: , , , , ,
Su Samurları Neden El Ele Uyurlar?
Facebook’dan TikTok’a Yeni Rakip: Collab

En Çok Okunan

Bunlarda İlginizi Çekebilir

Menü