fbpx
FelsefeGenel

Gözetim Toplumu Nedir?

Paylaş

Gözetim Toplumu Nedir? 

Gözetim toplumu, toplumun devlet tarafından, bireyin devlet tarafından, bireyin toplum tarafından, toplumun birey tarafından, bireyin birey tarafından ve nadiren de olsa devletin birey ve toplum tarafından gözetlendiği yapılara denir.

Gözetim toplumu nasıl ortaya çıkmıştır?

Devletler bireylere ve toplumlara nazaran daha büyük olduğundan devletlerin gözetim mekanizmalarında etken rolü oynaması daha muhtemeldir ve aynı zamanda daha makuldür de. Çünkü tarihte devlet bireyden ve toplumdan daha sonra ortaya çıkmıştır-icat edilmiştir- ve toplumun, bireyin ve diğer devletlerin kendi aleyhine bir komploya girişmiş olduğu fikrine kapılması daha olasıdır.  

Günümüzde zengin ülkelerde varlığı kolaylıkla tespit edilebilecek olan Gözetim Toplumu’nun başlangıcını oldukça geriye götürmek mümkündür. Denilebilir ki, insan beyninin sistematik olarak düşünce depolayabilir hale gelmesinden ve bu düşüncelerini kendi seçtiği diğer insanlara aktarabilmesinden beri toplumda gözetim vardır. Yani dedikodu ortaya çıktığından beri, neredeyse 70 bin yıldır. 

Öyleyse gözetim, insan ilişkilerinin gelişmesinin kaçınılmaz bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Burada bir ayrım yapmaya ihtiyaç vardır. Bizim kullanacağımız manasıyla gözetim toplumu biyolojik süreçler sonucunda ortaya çıkan doğal bir işleyişi temsil edenler  değil fakat kitlelerin ve kişilerin gözetim mekanizmaları tarafından bir misyonu tamamlamak üzere neredeyse kaçacak alan bırakılmayacak şekilde mercek altına alındığı sistemlerdir. Bu tür bir sistemi tespit etmek için gözetim araçlarının kullanımının ne derece otoriter bir yapıya imkan verdiğine bakmalıyız. Otoriterleşme, özgürlüğün kısıtlanması bize ayrıca gözetlenmenin iyi veya kötü yanlarının neler olduğunu düşündürecektir.  

“İyi” ve “kötü” sıradan insan için fayda temelinde ele alınmalıdır. Yani “Gözetlenmek bana fayda sağlıyor mu, sağlamıyor mu?” sorusu sorulmalıdır. Eğer fayda sağlıyorsa “iyi” fayda sağlamıyorsa “kötü”dür. Bütün kişisel bilgilerin ele geçirilmesi yoluyla bireye daha etkili bir reklam sunumu yapılması burada, tüketimi manipülatif bir şekilde artırmak ve bu yolla toplumları bağımlı hale getirmek anlamına geldiği için “kötü” olarak değerlendirilecektir. Bir terör saldırısını önlemek ise genel faydaya yönelik bir eylem olduğundan “iyi”dir. 

Örnek üzerinden “Gözetim Toplumu”

Gözetim toplumu kavramının ortaya çıkışı Jeremy Bentham’ın Panoptikon isimli hapishane tasarımıyla bağlantılıdır. Bentham 1793 tarihli Mahkumların İstihdamının Ve Düzeltiminin Yeni Ve Daha Ucuz Bir Yolu İçin Öneri’sinde Panoptikon’u; 

Dairesel bir bina… Mahkumlar hücrelerde, dairenin çevresinde bulunuyor. Yetkililerse merkezde. Perdeler ve diğer araçlar yardımıyla denetçiler mahkumların bakışlarından gizler. Böylelikle bir çeşit her yerde birden bulunma duygusu sağlanır. Tüm çevre azıcık yer değiştirerek yada yer değiştirmeden görülebilir haldedir. Denetim tarafındaki bir istasyon her hücrenin en mükemmel görünümünü sağlar.” diyerek tarif etmektedir.  

 

Bentham’ın bu hapishane modelinin son derece yalın bir şekilde anlattığı gerçek bir denetimi aynı anda birçok kimse üzerinde gerçekleştirmenin kurgusudur.  Bentham’ın yapmak istediği mahkumların her an gözetlenebileceklerinin farkında olmaları ancak gözetlendikleri anda bunu bilmemeleriydi. Böylelikle her an gözetlendiklerini varsayarak davranışlarını buna göre sergileyeceklerdi. Bir şekilde bir oto kontrol mekanizması devreye girecekti. 

 Bentham İngiliz faydacı düşüncesinin bir öncüsü olarak cezayı kendi başına kötü bir fiil olarak değerlendiriyor ancak daha büyük zararları önlemede işe yarıyorsa cezanın haklılaştırılabileceğini kabul ediyordu.  

Ceza caydırıcı olmalıydı ve aynı suçun bir daha işlenmeyeceği yönünde suçluyu etkileyebilmelidir.  Ceza ıslah etmeli, daha kötü hale getirmemeli, daha fazla suça neden olmamalıydı.

Ceza vermiş olmak için ceza vermek, uygunsuz cezalar vermek(bkz. Baklavacı Çocuklar) veya Pardon filminde olduğu gibi, bir suçlu ilan etmiş olmak için ceza vermek Bentham’ın ceza anlayışına ters olacaktır. Ceza bir araç olarak kullanılacak ve toplumu iyileştirici bir yanı bulunacaktır. Bu anlamda bir ceza genel fayda teorisine uygundur.  

Bir hapishane modelinden yola çıkarak durumu açıklamak her zaman öğretici olmayabilir. Toplumun kabulleri ve alışkanlıkları göz önünde bulundurularak bir değerlendirme yapılmalı ve hipotezler bu şekilde inşa edilmelidir. Toplum en azından göründüğü kadarıyla kocaman bir hapishane değildir ve her zaman gözetlendiğinin farkında değildir. Sıradan bireyin bilinci bunun farkına varmakta güçlük çekecek, farkına vardığında dahi tepki vermek konusunda tembellik edecek veya farkına vardıklarını yok sayacaktır. 

Gözetim toplumu nedir

Bu türden bir bilincin oluşmaması zaman içinde gözetlenme için bir tür hoşgörünün oluşmasına yol açacaktır. Kimse gözetlenmek istemeyecek, sorulduğunda karşı çıkacak ama gözetlendiğini bildiği bir hayatı yaşamaya devam edecektir. Bu durum baskıcı hoşgörü modelini de anımsatmaktadır. Eleştirel aklın baskın ideolojinin sistemine karşı gelen duruşları sönük kalacak ve toplum vazgeçemediği bir takım hazlar uğruna atalete sürüklenecektir.

İktidar eleştirelliği kayıt altına alarak meşruluğun sınırlarını çizecek ve bu sınırlar da doğrudan kayıtlarda bulunanlar olarak ilan edilecektir. Aynı görüşü savunan, aynı söylemlere sahip ve hatta özdeş iki gruptan faaliyetlerini gizli kapaklı yapanlar yasa dışı sayılacaklardır. Eleştiri mutlaka sisteme entegre olmalıdır. Ancak sistemin kurallarıyla oynayan ve bir adım dahi dışına çıkamayan bir eleştirel düşünce o sisteme nasıl katkı yapabilir veya onu değiştirmek yönünden en küçük bir müdahalede bulunabilir? Peki siz gözetlenmemiz konusunda nasıl hissediyorsunuz? Mahremiyet sizce de lafta mı kaldı? 

 

Yazar: Ahmet Yıldırım

Tags: , , ,
Korona Virüs İle Mücadele: Lama Antikorları
Penguenlerin Dizleri Var Mı?

En Çok Okunan

Bunlarda İlginizi Çekebilir

Menü