fbpx
Bilim ve TeknolojiFelsefe

Küresel Gözetleme Faaliyetleri: “Hayalet Optikon” ve “Optimize Dünya”

Paylaş

Gözetiminden kaçacak yerimiz kalmadı. Tabii belli hayat stillerinden kesinkes uzak durmakta kararlıysanız başka… Gözetim tiplerinde duvarların içinden geçebilen bir modeli tarif etmeye çalışacağız ve gelecekte gözetim modelinde rızanın bireyler tarafından nasıl kolaylıkla sağlanacağını ve bunların hangi küresel programlar dahilinde işlendiğini tartışacağız.

Gözetim modellerinde Panoptikon, Sinoptikon ve Omniptikon’u tarif etmiştik ve hangi tekniklere karşılık geldiğini açıklamaya çalışmıştık. Son boyutlarıyla kavrayabilmek için Hayalet-optikon adlandırmasıyla bütün modelleri kapsayan ve hepsini aşkın bir yapıyı inceleyeceğiz.

Hayalet Optikon

Hayalet-optikon kamusal alanın ötesinde kişinin mahrem alanlarına işleyen bir yapıda bulunmaktadır ve bu “duvarların içinden geçme” özelliğiyle hem otoritelerce, hem de bireylerce kullanılabilmekte ve çoğunluğun azınlığı, azınlığın çoğunluğu yada herkesin herkesi izleyebildiği bir model olarak ortaya çıkmaktadır.

Bütün bunlara ek olarak görünmez bir ağla bağlı olmanın neticesinde araçsal imkanlar bakımından neredeyse sınırsız hale gelmekte ve gözetimi yer ve zaman konusunda inanılmaz boyutlara taşımaktadır.

Bu anlamda bireyin farkındalığı kaybolmuş durumdadır ve bu gün geçtikçe bir umursamazlığa dönüşmektedir. Bu hızla ve bu yönde bir dönüşüm mahremiyeti yok etmekte ve komünler halinde mahremiyetsiz yetişecek toplumsal bir düzene kapı aralamaktadır.

Hayalet Optikon

Hayalet-optikon bu yeni düzenlemenin en verimli araçlarından biri olarak öne çıkmakta ve Bill Gates’in “Bütün bunları(global aşılama çalışmaları, tarım projeleri, sanitasyon projeleri) neden yapıyorsunuz?” sorusuna sinsice “optimizasyon için” yanıtında özetini bulmaktadır. Bireylerin ve toplumların optimize edilmeleri yani “en uygun” bir kıvama getirilip birbirlerine benzetilmeleri, homojenleştirilmeleri amaçlanmaktadır. “Philantropist-insansever” kavramıyla adlandırılan bazı multimilyarderlerin insanları ne derecede veya nasıl sevdikleri ayrı bir tartışmanın konusu olmakla kitlelerin çok sıkı bir şekilde gözetlenmesi ve yönlendirilmesi konusundaki hevesleri ortadadır.

Nesnelerin İnterneti Nedir?

Nesnelerin –yada şeylerin- interneti günlük yaşamda kullandığımız elektronik cihazların internete bağlı olmasını ifade eder. Bu anlamda spor ayakkabıların dahi internete bağlanabilir hale getirildiği bir düzenin hızla oluşmaya başladığı gözlemlenmektedir. Cep telefonlarının internete bağlanmasından bu yana buzdolabı, fırın, televizyon, klima, kamera gibi aletlerde ağ sisteminde yerini almış bulunmaktadır.

Yapacağınız yemek konusunda kararsız kaldığınızda size internetten ilgili biligleri ve önerileri getiren buzdolapları, çevrimiçi sitelere sesli komutlarla bağlanabilen televizyonlar, uzaktan çalıştırılan fırınlar… Tüm bunlar gözetim modellerini kamusal alandan evimizin en mahrem bellediğimiz alanlarına kadar kendi elimizle sokmamız manasına gelmektedir. Hayaletin yatağını kendi elimizle yaptık diyebiliriz. “Hayalet” diye adlandırdığımız sistemlerden birine CIA Weeping Angel adını verdi.

Weeping Angel projesi nedir?

Adını Doctor Who isimli dizinin bir bölümünden alan Weeping Angel(Ağlayan Melek) projesi evlerde yer alan internete bağlanabilen cihazlara yapılan sızmayı ifade ediyor. Dizide kendisine bakılmadığı esnada bir canavara dönüşen heykel gösterilmektedir. Bakıldığı sırada ise ellerini yüzüne kapamış halde ağlayan bir meleğe dönüşür. CIA’e bağlı birimlerden Center for Cyber Intelligence(Siber İstihbarat Merkezi) için faaliyet yürüten bir ekip SamsungTv’ye yazılımlarını yerleştirerek akıllı televizyonları birer dinleme cihazı olarak kullanmayı başardı.

Fake-Off(sahte kapalı) ismini verdikleri fonksiyon sayesinde Samsung’un akıllı televizyonlarının bazı modelleri kullanıcı tarafından kapatıldığı sanıldığı halde açık kalmaya devam etti ve bağlı olduğu gizli CIA serverlarına ses dosyalarını aktardı. Yani siz “bakmadığınız” sırada televizyonunuz sizi izleyen bir canavara dönüştürüldü. Bu gözetim tekniği gösteriyor ki, bağlanılabilecek ne kadar organ varsa hepsine bağlanmayı deneyeceklerdir. Nerede iseniz orada olacaklar ve ensenizdeki bir hayalet gibi sizi izleyeceklerdir.

Fake-Off

Wikileaks’in ifşaları gösteriyor ki, yine örgüte bağlı benzer bir birim tarafından geliştirilen “Zero-Day” isimli siber sızma teknikleri kullanılarak iOS, Android gibi işletim sistemleri üzerinde de çalışıldı. Bu sayede kişilerin WhatsApp, Telegram, Instagram gibi uygulamalardaki yazışmalarına bu uygulamalara ayrı ayrı sızmaya gerek kalmadan, şifreleme devreye girmeden dışarıdan erişilebiliyor. Yazılımlarındaki açıklar üreticiden önce fark edilerek istismar edilen cihazlar gözetlenmekten kaçmanın ne kadar zor olduğunu bir kez daha gözler önüne koyuyor.

Daha önce de belirttiğimiz gibi konum, marka tercihi, tarayıcı geçmişi, eposta adresi gibi bilgilerimizi kendi rızamızla paylaşmaktayız. Bunların çoğunlukla reklam olarak karşımıza çıkarıldığı da herkesin bildiği bir gerçektir. Bir kehanet gibi adeta aklımızdan geçen karşımızda belirmektedir. Ancak durum bununla sınırlı olmamakta alışveriş tercihlerinden öteye giden bir öneme sahip olduğunu anlamış bulunmaktayız.

Oy verme tercihlerine de sosyal medya platformları aracılığıyla müdahale edildiği açıkça ortaya konmuştur. Özellikle siyasi arena olarak ön plana çıkan Twitter, kullanıcılarını belli şemalara göre filtrelemekte ve Twitter’a nufüz eden elitin ve Twitter üst düzey yöneticilerinin siyasi görüşünün karşısında yer alanlara sansür ve itibarsızlaştırma uygulamaktadır.

Özellikle Amerika’nın muhafazakar vatandaşlarına karşı uygulanan bu strateji muhafazakar politikacıları da güvenilmez ve anti-demokratik olarak sunmuştur. Project Veritas(Bilgi Projesi) kapsamında gizli kameraya takılan bazı Twitter çalışanlarının “God” ve “America” kelimelerini kullanan hesapları botlaştırdığını itiraf ettiği görülmüştür. Gizmodo.com sitesinin araştırmasına göre ise Facebook aynı türde bir karartmayı uygulamış ve muhafazakar içerikleri trendlerden uzak tutarken, trend olmadığı halde “Black Lives Matter” kampanyasını yukarı taşımıştır.

Bu uygulamalar birçok teknoloji devlerinin taraflı ve sansürcü duruşunu ortaya koymuştur. Bu stratejiler kişilerin özgürce etkileşimde bulunduğunu sandığı platformlarda karşısına platform yöneticilerinin uygun görmediği içeriklerin çıkarılmasının engellenmesini ve “yankı odaları” olarak kavramlaştırılan ve bireyi gerçeğe erişmekten alıkoyan ve kendininkine benzer düşünceleri duymaya mahkum eden bir yapıyı oluşturmuştur. Özetle söyleyebiliriz ki “Hayalet-optikon” yalnızca mahrem mekanlarımızın duvarlarının içinden geçmekle kalmamakta kafatasının içine de hükmetmektedir.


Daha Fazla Oku: Gözetim Modelleri Nelerdir?

Gözetimin türü panoptikonsinoptikon ve omniptikon modelleriyle ifade edilmektedir. 

 


Optimizyonun İpuçları: Dünya Ekonomik Forumu

“Hiçbir şeye sahip değilim, mahremiyetim yok ve hayat hiç bu kadar iyi olmamıştı” Bu slogan World Economic Forum(Dünya Ekonomik Forumu)’un sitesinde yayınlanan ancak şu an ulaşılamayan bir yazının başlığıydı. Siteden kaldırılsa da tweet olarak duruyor. İşte bahsettiğimiz optimizasyon burada kendini ele veriyor. Dünya Ekonomik Forumu’nun yayınladığı bir videodaki projeksiyonuna göre hiçbir şeye sahip olmayacak yine de mutlu olacaksınız.

Artık malların birer hizmete dönüştüğü dünyada aidiyetlerin sıfırlanması söz konusu; hem mülki hem de kimliksel aidiyetler. Uber, Amazon, Microsoft, Netflix, Bird gibi onlarca şirket esasen bir kiralama sunmakta araç sahibi olmaktansa kiralamayı, filmleri satın almaktansa her ay ücret ödeyerek sınırsızca izlemeyi vadetmektedir.

Bu hizmetlerin çok fazla avantajı da beraberinde getirdiği aşikardır ancak mülkiyetsiz bir sürü haline getirilen insanlığın ezici çoğunluğun bağlılıkları bulunmadan nerede işgücü ihtiyacı varsa oraya paketlenip gönderilmesi, devletler arasındaki sınırların fiilen ortadan kalkması, insanların kendi yetiştireceği ve hangi tohumu kullandığını bildiği gıdaların bulunduğu bir tarla veya sera sahibi olmaktan mahrum bırakılması, kısıtlama olarak adlandırılmasa dahi seyahat araçlarının malikliğinden uzaklaştırılarak dünyanın belli bölgelerine hapsedilmeye çalışılması, kiralama hizmetleriyle ürünlerin doğası hakkında fikir sahibi olunmayarak yine hepsi kiralık olan evlere sokulan cihazların ne gibi gözetleme faaliyetlerinde kullanılması, “içinde ne olduğu” hakkında fikir edinilememesi gibi hiç de mümkünsüz olmayan hatta bir çoğu gerçekleşmiş olan halleri düşünmekten bizi alıkoymamalıdır. En basit anlamda söylemeliyiz ki, istatistiklere göre genç insanlar evleri satın almaktansa kiralamayı tercih etmektedir.

Paraların ve hizmetlerin dolaşımı global olarak artık serbestçe gerçekleştirilmektedir. Yapay zeka uygulamaları aracılığıyla insan gücü dışlanır hale getirilmekte bir süre sonra insanın dolaşımının da serbest hale geleceği, nerede ihtiyaç varsa oraya yönledirileceği öngörülmektedir.

Hayalet Optikon

Bu anlamda da sürekli dolaşan işgücünün mülksüzleşeceği ortadadır. Yine ABD’nin en büyük tarım toprağı sahibi(yaklaşık 1000 kilometrekare) olan ve aynı zamanda içinde Türkiye de olmak üzere dünya üzerindeki pek çok kritik noktada topraklar alan Bill Gates büyük bir tezat sergileyerek komünizm lehinde açıklamalarda bulunmakta ve birçok akademisyen tarafından da komünizm güzellemeleri yapılmakta ülkemizde de en büyük sermayedarlardan bazıları antikapitalizme övgüler yapmaktadır.

Her şey bir global komünist distopya için göz boyamalarla hazırlanır görünmektedir. Elbette bütün komünist rejimlerde olduğu gibi “kaymağın da kaymağı” olarak nitelendirilebilecek bir elit yapı bulunacak ve bu insanlık diktatörlüğünün karar verici mekanizmaları onlar olacaklardır ve mahremiyetin ancak bir hayal olarak kalacağı bir dünyanın temellerini atmaktadırlar.

Bu yapının merkezinde yer alacak devlerden Amazon şirketi hali hazırda Drone kullanarak teslimat yapmakta ve ürünün paketlenmesinde ve servis edilmesinde “insan” kullanılmadığını belirtmektedir. Aynı şekilde Amazon dünyanın en büyük bulut depolama sistemlerinden birine sahiptir ve yukarıda bahsettiğimiz gözetleme tekniklerinin kullanımına entegre şekilde CIA ile 600 milyon dolarlık anlaşma sağlamış bulunmaktadır.

Gizli serverlar üzerinden ulaştırılan şahsi bilgiler ve gözetleme sisteminin verileri bu AWS Gizli Bölgeleri olarak adlandırılan Dublin, Frankfurt, Osaka, Pekin, Sidney gibi birçok merkezde depolanmaktadır. Dünyanın meydanları ve sokakları değil salonları, yatak odaları ve mutfakları da bu “entegre insanlık optimizasyonu” adına gözetlenmektedir. İsmi ne olursa olsun dünya bir görünmez talana tabii tutulmakta, insanlık aidiyetlerinden “arındırılmaktadır”

Oysa bizi biz yapan bizi diğerlerinden ayıran kişiliğimizi şekillendiren dini, fikirsel, ahlaki bağlılıklarımız ve aidiyetlerimizdir. Cinsiyetsiz veya tek bir cinsiyete tabii insanlar ve onların baskıcı kamuoyu oluşturma eğilimleri yaygınlaşmakta, kendilerine yöneltilen en ufak bir eleştiriyi dahi insanlık suçu olarak kabul etmektedirler ve “queer toplum yaratma” projelerini her fırsatta vurgulamakta, cinsiyetin doğuştan gelme değil de akışkan olduğunu söylemekte ve cinsel hayatın hiçbir mahrem olmadan her yerde yaşanması gerektiğini söylemektedirler. Web sitelerinde daima “sokak” çağrısı yaparak, sokakta yaşanan cinselliği ön plana da çıkarmaktadırlar. Ancak bilerek yada bilmeyerek mahremiyete saldırmaktadırlar.

Aynı şekilde bir dünya entegrasyonu açısından dinler de yok edilmekte ve asıllarından uzaklaştırılmaya çalışılmaktadır. Almanya’da açılan “House of One” isimli ibadethane de buna en güzel örnektir. Kullanışlı aptal rolündeki sözde liberallerin bu “barış simgesi”ne övgüler düzerek katkı sağladıkları görülmektedir. İtikat ve Allah inancı noktasında hiçbir ortaklık taşımayan İslam, Hristiyanlık ve Musevilik bir araya getirilmekte ve ilerde birleştirilip aynı din haline getirilmelerinin yolu yapılmaktadır.

Bu anlamda ülkemizdeki bazı marjinal “din insanlarının” da hıristiyanların ve Yahudilerin de “ehli kitap” olduklarını söylemeleri siyasi ekonomik çıkarları açısından manidardır. Kişiler arası diyalog oldukça normal ve yaygındır ancak dinlerarası diyalog ismi verilen anlayış dinleri “törpüleyerek” yeni bir din ortaya çıkarma amacı taşımaktadır. Bireyin en kuvvetli aidiyetlerinden olan din ele geçirildiğinde toplumlarda kolaylıkla manipüle edilebileceklerdir. Tek dinli ve tek cinsiyetli-yada hiçbir cinsiyeti olmayan- insanlık bir sürüden ibarettir ve bir merkezden güdülmesi en kolay olanıdır.

 


Yazar: Ahmet Yıldırım

 

Tags: , , ,
Ev Yapımı Sivrisinek Kovucu Nasıl Yapılır?
Demon Slayer 2. Sezon Ne Zaman Çıkacak?
0 0 oylar
Değerlendir
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle

En Çok Okunan

Bunlarda İlginizi Çekebilir

Menü
0
Düşüncelerinizi merak ediyoruz. x
()
x