fbpx
AktüelFelsefe

Sokrates Özgürlük Yerine Neden Ölümü Seçti? 

Paylaş

Sokrates Kimdir?

Sokrates, felsefeye olan katkıları dolayısıyla Batı Felsefesinin kurucularından biri olarak sayılır. Batı Felsefesi’ni Sokrates öncesi (presocratic) ve Sokrates sonrası (socratic) olarak sınıflandırılmasına neden olacak kadar etkin bir figürdür. Binlerce yıldır hala önemini yitirmemiş olan fikir ve erdemleri yüzyıllar ve hatta bin yıllar boyunca kitaplarda kendini devam ettirecektir. Hayatı ve ölümü hakkında erişebildiğimiz yazılı kayıtların neredeyse tamamı, her ikisi de öğrencisi olan Platon ve Ksenofon’dan geliyor.

Antik Yunan’da Demokratik Anlayış ve Ölüme Götüren Süreç

Sokrates, M.Ö. 470 ile 399 yılları arasında, Atina’nın antik Yunan polisinde yaşıyordu. O dönemin Atina’sı yaşanan savaşların neticesinde düşüş dönemini yaşıyordu. Güçsüz düşen Atina’da istikrarsız bir demokrasi koşulları hüküm sürüyordu. Sokrates’in döneminin demokrasi anlayışını eleştirmesinin onun yargılanmasına neden olduğu da bilinmektedir.

Atina’nın demokratik karakteri birçok yargısız infaza ve yanlış anlamalara açıktı. Ancak yine de Agora’da toplanan Yunanlılar adalet, hukuk, ahlak, evren, tanrılar ve dinler üzerine felsefi temaları tartışırlardı. Sokrates tüm hayatını bu tür diyaloglara katılmaya adamıştı. Gençler üzerinde diğer filozoflara kıyasla oldukça fazla bir etkiye sahipti. Bu yüzdendir ki kendisinin fikirlerini benimseyen gençler tarafından yol gösterici olarak görülürdü.

Etkisi ve bilgisi dolayısıyla şehirdeki en bilge kişi olarak söz edilmeye başlanan Sokrates bunu bir araştırmaya koyulmak istemişti. Şehrin en prestijli insanlarının felsefi bilgilerini sorgulamış ve tatmin olamamıştı. Sorduğu kişiler belli alanlarda yetkin olmasına rağmen genel bir bilgelik içerisinde değillerdi.

Sokrates’in felsefi ve ahlaki konuları değerlendirme yaklaşımı ise pek demokratik olarak kabul edilmezdi. Çünkü söylenenleri olduğu gibi kabul etmeyip sorgulayan bir yapısı vardı. Başkalarının söylediklerini değerlendirir, yasaları eleştirir, kamuoyunu takip etmeyip kendi fikirleri üzerine bir yol çizerdi.

Çok tanrılı bir din anlayışının olduğu Antik Yunan’da evrenin ve tanrıların karakterinin sorgulanması yargılanma nedeniydi. MÖ 399’da idam cezasıyla yargılanmasına yol açan bir şey bu olacaktı. Devletin tanrılarına inanmayıp dinsizlikle itham ediliyordu. Üstelik bunu yaparken gençleri de yolsuzluğa ve sapkınlığa itiyordu. Tartışılabilir bir fikir duyduğunda bu soruları gururla sorgulayan Sokrates adeta bunu kendine bir misyon edinmişti. Kendisine yöneltilen inanca dair soruları korkusuzca yanıtlıyordu. Çünkü sorgulamak ve şüphe etmek onun bir görevi gibiydi.

Yargılandığı esnada yargıçların söylemleri ve yöneltilen suçlamaları umursamayıp dik duruşuyla sisteme meydan okuduğu görülmektedir. Öğrencisinin “Sokrates’in Savunması” kitabı bunun üzerine kaleme alınmıştır.

Otoriteyi, ilahi gücü sorgulamak devletin bir parçası olmalıydı. Şehri dönüştürmenin parçalarından birinin bu olduğunu düşünüyordu. Bu anlayışı yerine götürmeyi görev bildiğinden idam edilmemeliydi. Platon, Sokrates’in idam edilmesinin felsefeye karşı işlenmiş bir suç olduğunu düşünüyordu. Esasında  bu idam bir filozofun ölümünden çok şehirde adaletin öldüğüne işaret olacaktı.

Sokrates’in çevresi yıllardır sürdürdükleri sohbetlerin  etkilerinden dolayı öldüğünü görmek istemiyorlardı. Aynı zamanda ölümüne izin veriyor olmaları kamuoyunun eleştirisine ve böylesi önemli tarihi bir şahsiyeti kurtarmamanın utancına maruz kalmak demekti. Duruşmadan sonra ve hapsedildiğinde ölümünden 72 saat kadar önce, kaçışını ödeyecek arkadaşı Crito bir teklifle gelmişti. Hapsedildiği yerden çıkarılması için para ödemeye hazırdı. Ancak Sokrates bu teklifi ve insanların bu düşüncelerini umursamaksızın reddetti.

Peki Sokrates neden idam edilmek istedi?

Ya da farklı bir düşünceyle, neden kaçma fırsatı olmasına rağmen bu yolu tercih etmedi?

Felsefi düşüncesinin en etkin rol oynadığı kısım bu etkinliğinde saklıdır. Gerçek bir filozof olarak Sokrates kendi inançları ve fikirleri doğrultusunda ölümden korkmadı. Çünkü o, istenildiği gibi kendini savunmaktansa kendi gibi konuşup ölmeyi tercih etmişti.

Aslolan ölümden değil haksızlıktan kaçınmaktı. Böyle bir idama ses çıkarmamakla Sokrates devleti cezalandırıyordu. Yanlış olanı söylemekten, adaletsizlikle savaşmaktan hiçbir zaman kaçmamıştı. Bu tavrı sürdürmekten bir an bile geri durmadı. Adaletin en keskin savaşçısı olarak bu uğurda canını verdi.

Yazar: Cenk Demirkıran

Tags: , , ,
Matematik İnsan İcadı mıdır Yoksa Keşif mi Edilmiştir? 
Google Sağlık Çalışmaları Uygulaması
Menü