fbpx
FelsefeSiyasetTarih

Stoacılık Nedir? 22 Soruda Stoa Felsefesi Rehberi!

Paylaş

Stoacılığın kısa tarihi nedir?

Stoacılık, Atina’da Citiumlu Zeno tarafından MÖ 300 civarında kuruldu. Özellikle öğretmeni Cynic Crates‘in yanı sıra Antisthenes, Sokrates, Stilbo, Philo, Diodorus, Heraklitos’tan etkilendi. O ve halefleri oldukça üretkendiler ve çok çeşitli konularda birçok kitap yazdılar.

Stoacılık hem Helen dünyasında hem de daha sonraki Roma İmparatorluğu’nda popülerdi. Nero‘nun hocası Seneca‘dan İmparator Marcus Aurelius‘a kadar Roma’nın seçkinlerinin çoğu kendilerini Stoacı olarak görüyorlardı. Stoacılık hakkında ulaşılabilen son eser, MS 180’de ölen Marcus Aurelius‘un kişisel günlüğü gibi görünüyor.

MS 180’e kadar aktif bir şekilde yaşayan Stoa geleneği, Marcus Aurelius‘un ölümü ile eski gücünü yitirmeye başladı.

MS 529’da Hıristiyan İmparator I. Justinianus paganizmin kökenlerini ihtiva ettiğini düşündüğü için tüm felsefe okullarını kapattırdı.

Stoacılık hangi dönemin felsefesi öğretisidir?

Helenistik felsefe, MÖ 300’lü yılların ardından Aristoteles ve Yeni Platonculuk arasındaki dönemi kapsar. Bir yaşam felsefesi, öğretisi ve bu türden yaklaşımlar sunar.

Stoacılık, Helenistik dönemde ortaya çıkan birkaç felsefe okulundan biridir. Her biri bazı yönlerden Stoacılığa benzeyen dönemin diğer felsefe okulları ise Epikürcülük, Sofizm, Kinizm ve Peripatetik Okul örnek verilebilir.

marcus aurelius

Stoacılık hangi dönemlerden oluşur?

Stoa felsefesinin ayrıntıları zaman içinde Stoacı filozofların düşüncelerine göre önemli ölçüde değişmiştir ancak bazı ortak unsurlar değişmeden kalmıştır. Klasik (Antik Yunan ve Roma) dönem boyunca faaliyet gösteren Stoacılık üç ayrı dönemden oluşur.

  • Erken dönem Stoacılık
  • Orta dönem Stoacılık
  • Geç dönem (İmparatorluk Dönemi) Stoacılık

Klasik Stoa felsefesini nasıl biliyoruz? Neden bu kadar az şey biliyoruz?

Günümüzün koşullarında kitaplar okuyucuyla oldukça hızlı bir biçimde buluşuyor. Bir o kadar da hızlı tüketiliyor. Kitabı ulaştırma ve saklama konusundaki imkanlar Orta Çağ döneminde bugünkü gibi değildi.

Orta Çağ döneminden kalan metinler olağan koşullarda (ör: çöldeki bir mağarada) korunmak zorundaydı. Veyahut okuryazar bir kişi yeni bir nüsha oluşturmak zorundaydı. Bu nüshaları oluşturanlar ise Hıristiyan keşişlerdi. Dolayısıyla, Orta Çağ’da hayatta kalabilen metinler, zamanın Hıristiyan keşişlerinin ilham verici değerde buldukları metinlerdi.

Stoacılardan günümüze ulaşan birinci el kaynaklar nelerdir?

  • Marcus Aurelius’un kendi kullanımı için yazdığı ve yayımlanması amaçlanmayan meditasyonları.
  • Stoacı filozof Epiktetos’un derslerine ilişkin notlar (ve onlardan alınan bir “El Kitabı”), bazı denemeler.
  • Romalı devlet adamı Genç Seneca’nın mektupları.
  • Musonius Rufus tarafından aktarılan bazı açıklamalar.
  • Kendisini bir Stoacı olarak görmeyen Cicero’nun ek yazıları da kısmen bu kategoriye girer.

Bunların hepsi Stoacılık tarihinin son dönemlerine ait örneklerdir.

Zeno, Chrysippus vb. çalışmalarından yola çıkılarak neredeyse tüm Stoacı felsefe metinlerinin kaybolduğunu söylemek mümkündür.

Tarihsel olarak Stoacılık hakkında hangi kaynaklara sahibiz?

Stoacılık, antik Yunan ve Roma’da bir felsefe “okulu” idi. Bu felsefe okulundaki dersler, hem entelektüel hem de pratik unsurları içeren geniş bir müfredatı kapsıyordu. Böyle bir okulun nihai hedefi, kişinin karakter gelişiminin sağlanması (veya dönüştürülmesi) idi. Stoacılar tarafından incelenen kitapların birçoğunun isimlerinin ve yazarlarının kayıtlarına sahibiz, ancak kitapların kendileri orta çağda hayatta kalmadı ve aktarılarak gelen gelenek en geç MS 529’da sona erdi. Elimizde bu yağmalamanın sonucundan arta kalan birkaç geç dönem Stoacı filozofların notları ve yazıları var.

(Epictetus’a yapılan atıflar, öğrencisi Arrian’ın notlarıdır ve Epictetus’un kendisi tarafından yazılmamıştır. Musonius Rufus’un öğretilerinin anlatımları da benzer şekilde ikinci el kaynaktan aktarılmıştır. Seneca ve Marcus Aurelius, profesyonel filozoflardan ziyade politikacılardı.)

Stoa eğitiminin üç bölümü vardı:

  • Mantık
  • Etik
  • Fizik

Diogenes Laertius‘un Ünlü Filozofların Yaşamları ve Öğretileri’nden:

Felsefe, derler, bir hayvan gibidir: Mantık kemiklere ve sinirlere karşılık gelir, Etik etli kısımlara, Fizik ruha karşılık gelir. Kullandıkları başka bir benzetme ise yumurtadır: Yumurtanın kabuğu Mantık’tır, ardından yumurtanın beyazı olarak Etik gelir ve merkezdeki yumurta sarısı ise Fizik‘tir. Veya yine Felsefeyi verimli bir tarlaya benzetiyorlar: Mantık çevreleyen çit, Etik ekin, Fizik ise toprak veya ağaçlar. (…) Bazı Stoacılar, hiçbir parçanın diğerlerinden bağımsız olmadığını, bilakis her parçanın birbirine karıştığını iddia eder.

Stoacılar teleolojik panteist materyalistler olduğundan, fizik teolojiyi içeriyordu. Bu eğitim sadece bilgiyi değil, aynı zamanda karakter oluşumunu da içeriyordu. (Yani, sadece bilgeliği öğrenmek değil, aynı zamanda akıllıca davranmak için kendini nasıl eğiteceğini de.)

Günümüze Marcus Aurelius, Epictetus, Seneca ve Musonius Rufus gibi filozoflardan ulaşan metinler çoğunlukla etik üzerinedir. Diğer iki alanda öğretilerinin olduğu açık olsa da Epictetus’un ders notlarında fizik ve mantığa dair notlar boş bırakılmıştır.

Geç Roma Stoacıları fiziğe ve mantığa Yunanlılardan daha az önem vermiş olabilir ya da sadece Hıristiyan keşişler mantık veya fizik üzerine kitapları kopyalamamayı seçmiş olabilir. Hayatta kalan metinlerde, daha sonraki Stoacıların fizik ve mantığı, yalnızca etiğin gelişimini destekledikleri sürece önemli gördüklerini gösteren bölümler vardır. Ancak bunun geç Roma Stoacılarına özgü olup olmadığı açık değildir.

Modern zamanlarda bir yaşam felsefesi olarak kabul edilen Stoacılık nedir?

Stoacılık, bir yaşam felsefesidir, bilgeliği günlük seçimlerinize uygulamak için pratik bir rehberdir. Yaşamı gelişen rasyonel bir varlık olarak yaşamaya odaklanmıştır. Sağlam kafa sağlam vücutta olur prensibini benimsemişlerdir. Stoacılar, fiziksel acının yaralanmalar ve hastalıklardan kaynaklandığını söyler. İnsana acı veren bir diğer şeyin ise yanlış yargılar olduğunu söylerler. Özellikle bu sıkıntıya mahal veren şey iyilik-kötülük hakkında yanlış inançlardan kaynaklanır. Tamamiyle doğru inanç ve yargıları bulmak zor hatta imkansız görünebilir. Stoacı düşünceye dair uygulama ve alıştırmalar en azından onları uygulayan Stoacıları bu hususta geliştirmeyi ve rehber olmayı amaçlar.

Neden bir yaşam felsefesi edinmeliyim?

Tutarlı bir yaşam felsefesiyle birlikte kişisel gelişimin kapılarını aralamış oluruz. Herkeste potansiyel bir felsefi yaklaşım vardır. İnsan rasyonel, düşünen, akıl yürüten canlıdır. Ancak, temel yaşam fonksiyonlarının karşılanması ve her gün karşımıza çıkan bazı sapmalar nedeniyle insanların dikkati dağılır.

Stoacılık inanmak zorunda olduğum ya da hayatımı adadığım bir şey mi?

Tarihsel kaynakları da ele alırsak kişinin hayatını felsefeye adamasının elbette önemini vurgulayabiliriz. Ancak pratikte çoğu kişi, Stoacılık’ı ilham verici materyal olarak tercih ediyor. Stoacı yazıları okumanın dışında onu bir yaşam felsefesi haline getirmek pekala mümkündür.

Hiçbir modern insan bir dine inanır gibi MÖ 300’lü yıllarda ortaya çıkan Stoacılık’a bütünüyle inanamaz. Çünkü Stoacılık içerisindeki muhtelif filozoflar özgün düşünceleri nedeniyle seleflerinden ve çağdaşlarından ayrılma konusunda kendilerini özgür hissetmiş görünüyorlar. Modern koşulların yol açtığı devasa çeşitlilik böylesi bir fikre bağlanmanın önünü kapatıyor.

Dönemin bağlamı içerisinde kırılıma yol açacak felsefi fikirlerin bugünden bakıldığında basit kaldığını söyleyebiliriz. Ancak şu bir gerçek ki; felsefi içerik zaman içerisinde kümülatif yapısı itibariyle sürekli güncelliğini korudu.

Yaşayan bir okul öğretisi olarak Stoacılık ve diğerleri bir nesilden diğerine birebir aktarımlarla öğretildi. Yüzlerce yıl içerisinde Antik Yunan  Roma İmparatorluğuna doğru aktif bir değişim gösterdi. Bu değişimin ardından günümüze kalan Stoacılık tablosu ise maalesef pek tatmin edici değil. Adeta nesiller önce yapılan güzide bir ev yanmış ve yüzyıllar boyunca çürümeye terkedilmiş gibi. Elimizde kalanlar ise, felsefi öğretilerinin bazı temelleri ve orada yaşayan insanlarla ilgili bazı hikayeler.

Yapabileceğimiz tek şey, insanların içerisinde bulundukları yaşama dair güçlü tahminler yapmasıdır. Modern bir Stoacı, her ayrıntısıyla onu bir müze parçası olarak yeniden inşa etmeye çalışsa dahi herhangi bir modern insanın orada yaşamak isteyeceği şüphelidir. Bu düşüncenin karakteristik yapısına sadık kalınarak güncellendiği ve modern malzeme ve gereçlerle yeniden inşa edildiği durum ise ilgi çekici hale geliyor. Hatta bu temelde yeni inşaların oluşumu yeni bakış açılarına da ilham kaynağı olarak kullanabilir.

Rönesans döneminden bu yana pek çok kişi en azından son yaklaşımı değerli bulmuştur.

marcus aurelius

Stoa felsefesinin temel özellikleri nelerdir?

Stoa felsefesinin ortak ana temaları şunları içerir:

  • Erdem* (ahlaki güzellik) tek iyidir; erdemden ayrılıksa tek kötü.
  • Bize bağlı olan ne varsa karakterimizin bir sonucudur. Geriye kalan bizden bağımsız her şey ise karakterimizden bağımsızdır.
  • Sadece tesir edebildiklerimiz tamamen bize bağlıdır. Bunlar bizden tamamen bağımsız faktörlere ayrılabilir ve ayrılmalıdır.
  • Dışsal olaylar karakterimizin özellikleri değildirler, bu nedenle ne iyi ne de kötü olabilir.
  • Dört temel erdem vardır:
    • Bilgelik
    • Adalet
    • Cesaret
    • Özdenetim

Bu erdemlerin çok daha genişleştilmiş yorumları mevcuttur. Ancak birçok erdem bu dördünün alt kategorileri olarak kabul edilir.

  • Bizi rahatsız eden “o şey” değildir, “o şey” hakkındaki yargılarımızdır.
  • Eudaimonia (kişisel gelişim veya mutlu bir yaşam) için gerekli ve yeterli olan yalnızca erdemdir.
  • Tutkular kişinin iyi veya kötü olan hakkında güçlü duygulanımlara ve koyu inançlara neden olurlar. Bu da iyi ve kötü hakkındaki yanlış inançların belirtileridir.
  • Kusursuz bir karakterin (bilgenin) duyguları vardır ama tutkuları yoktur.
  • Erdem, doğaya uygun, tutarlı hareket etmekten ibarettir.
  • Sosyal varlıklar olgunlaştıkça, doğal dürtüleri toplumsallığa doğru genişler. Kendilerinin ötesine geçerek ailelerine, şehirlerine, uluslarına, tüm rasyonel varlıkların topluluğuna ve evrenin kendisine fayda sağlar.
  • Rasyonel bir varlığın doğal dürtüsü, doğruya inanmak ve yanlış olana inanmaktan kaçınmaktır.

* “Erdem” kelimesi Antik Yunan’da ἀρετή’nin İngilizce’de ise virtue’nın çevirisi olarak kullanılmıştır.

Stoa felsefesi gündelik hayata nasıl dahil edilebilir?

  • Stoacılık hakkında okumalar yapın. Ne yapmaya çalıştığınızı anlamak için ve pratiğe dökmek için okumaya ihtiyaç vardır. Stoa felsefesini pratiğe dökmeden önce teorik altyapıyı hazırlayın.
  • Kontrolün sizde olduğundan emin olun. Bir şeyin iyi veya kötü olduğuna ilişkin kararı verme yetkisini üstlenin. Kontrol sizdeyse ve bu karar doğanın tabiatına uygunsa ona rıza gösterin. Geçmişte gerçekleşmiş veya gerçekleşmekte olan bir şeyse, onu saygıyla kabul edin. Gelecekte olabilecek bir şeyse, kayıtsız kalarak kabul edin.
  • Bir eyleme geçmeden önce, bunun tabiata uygunluğunu kontrol edin. Anlık bir dürtüyle hareket etmediğinizden emin olun.
  • Dışsal gerçekliğin farkında olun. Çevrenizde olup bitenlerin, fiziksel nesnelerin ayırdına varın.
  • Gün içinde olabilecek iyi veya kötü olaylar için zihninizi hazırlayın. Her duruma hazırlıklı bir zihin yapısı daha dirayetli olacaktır. Unutmayın ki doğa yalnızca iyiliği değil, hem iyiliği hem de kötülüğü içinde barındırır.
  • Potansiyel olumsuz anların gerçekleşme ihtimalinden kaçınmayın, onunla yüzleşin. Olacağından korktuğunuz bir şeyin gerçekten olduğunu hayal edin. (en sevdiğiniz kişinin ölümü gibi). Bu, sahip olduklarınızın bilincine varmanıza imkan tanıyacaktır.
  • Her şeyin gelip geçici olduğu fikrini aklınızdan çıkarmayın. Ölümün tefekkürü insanı en güçlü kılan etkinliklerden biridir.

Stoacıların ontolojik bakış açısı nedir?

Stoacılar için asli, gerçek olan şey maddi-cismani olandır. Bu bakış açısıyla materyalist çizgide görülebilir. Tanrı, ruh, heyecan, duygu ve düşüncelerin hepsini maddi kavramlar olarak ele alırlar. Tanrı maddidir çünkü evrensel aklın temsilidir. Ruh maddidir çünkü aklın bir parçasıdırlar.

Maddi olmadığı açıkça belli olan zaman, boşluk, kavram ve anlamlar ise Stoacılar için ikincil veya mecazi bir anlamda vardırlar. Bu türden ikincil anlam ihtiva edenler “bir şey” (something) olarak vardırlar. Bu yüzden varlıkları inkar edilemez.

Bir şey olarak varolanlar ister söylemsel ifadeler olsun (unicorn) ister cismani olmayan ifadeler olsun (sonsuz) bunlar “bir şey” olarak vardırlar. Oysa bu sınıflandırmanın dışında kalanlar varoluşun (existence) gerçek temsilidirler.

sokrates


DAHA FAZLA OKU: Tarihe Yön Veren Filozofların Felsefe Tanımları 


-mış gibi yapmak erdemli bir davranış mıdır?

Erdem kişinin başına rastgele gelen veyahut kazanılmış bir tavır değildir. Bunların ötesinde, kişinin karakter olarak mükemmelliği ve rasyonalitesidir. Bu yolda çabasını gösterir. Öyleymiş gibi yapmak erdemli karakterin yapısına aykırıdır.

Bir eylemin erdemlilik veya kötülük sonucu gerçekleştirildiği eyleme yol açan kişinin karakteri üzerinden görülebilir. Erdemli veyahut kötü bir karaktere sahip olan birinin eylemi bu tavrına göre iyi veya kötü olarak belirir.

Modern etiğin tartışmasının temelinde “hangi eylemin iyi veya kötü olduğu” düşüncesi vardır. Oysa Stoacıların dikkatlerini bu düşünceden ziyade “karakter” üzerine yoğunlaştırdıkları görülüyor. Çünkü erdemli bir karakter ahlaki eylemlerde bulunur.

5 yaşındaki bir çocuğa anlatır gibi Stoacılık nasıl anlatılır?

Japon balığının öldüğü zamanı ve üzgün hissettiğini hatırlıyorsun değil mi?

Üzüldüğünde oldukça kötü hissetmiştin. Ama üzüldüğün şeyler hakkında hislerini kontrol etmek gibi süper güçlerin var. Okul gösterisinde dans etmek üzere prova yaptığında arkadaşlarının sana güleceğini düşündüğün zaman vardı. Bu yüzden dansın eğlenceli olmadığını ama sonra bunun hakkında endişelenmeyi bıraktığını ve eğlenceli olduğunu hatırla. Biliyorum, bugün dansını yaparken üzgün hissediyordun çünkü japon balığın hakkında üzücü şeyler düşünüyordun. Ancak, onu farklı bir şekilde düşünüyor olsaydın ya da hiç düşünmeseydin, mutlu olabilirdin. Ve mutlu olmak güzel bir duygu.

Doğanın bu tür güçleri var ve balıklarının ölmesine neden oldular. Ama aynı zamanda bu güç annenin sana olan sevgisine, doğum gününe, yanıbaşındaki uğur böceklerinin güzelliğine neden oldu. Tüm dünyadaki her şey bu güçlerle birbirine bağlıdır. Bütün evren büyük bir sevgi bağı içerisinde. Bazen sinir bozucu olabilse de anneni ve babanı sevdiğin gibi, evreni de bütünüyle sevmelisin.

Mutluluk senin bir parçan. Mutluluk ve üzüntünün hissettirdikleri duygular sana özel. Japon balığının ölümü için tek çare üzülmek gibi görünse de neden üzülmelisin ki?

Balığın öldü ama bunun gerçekten seninle bir ilgisi yok. Pembe gömlek giydiğin için okulda arkadaşlarının seninle dalga geçtiği zaman, dizini kanattığın zaman, yemek paranı kaybettiğin zaman… Bunların hiçbiri gerçeği, içimizdekileri daha iyi ya da daha kötü yapmadı. Her şey hala çok güzel!

Klasik Stoacılar determinist miydi?

Evet. Nedenler tarafından belirlenmeyen hiçbir değişim yoktur. Bir cismin durumundaki değişiklikler veya farklılıklar nedensellikle ilintilidir. Her şey bir “zincir” veya “nedenler ağı” ile sonuçlanmaktadır.

Kozmolojik görüşleri sonsuz ve döngüseldi. Bu yüzden işleri yürütmek için veya başlangıca neden olacak, ‘nedensiz bir neden’e bile ihtiyaçları yoktu.

İnsanı bu nedensellik zincirinin bir parçası olarak gördüler. İnsan ondan ayrı değil, onun içine gömülü bir şey olarak vardır.

Stoacılık ve Budizm arasındaki meditasyona ilişkin benzerlikler nelerdir?

Her ikisi de benlik duygusundan sıyrılmak gerektiğini savunuyor.

İmparator Marcus Aurelius, benliğin bedenle, geçmiş eylemlerle, gelecek planlarıyla ve mevcut duyusal izlenimlerle bağlantısının kesildiği bir alıştırmayı anlatır. Böylece sadece şimdiki anda kalmak, ana odaklanmak mümkündür.

Bu alıştırma mindfullnes olarak bilinen farkındalık meditasyonuyla birebir aynı içeriğe sahiptir.

Stoacılık ve Budizm arasındaki meditasyona ilişkin farklılıklar nelerdir?

Stoacılık, akıl yürütme yetisini benliğin yerine geçecek kadar üst konumda tutar. Akıl yürütme yetisi gerçek erdem ve iyiliğe giden yol olarak vurgulanır. Budizm ise, ıstırabın üstesinden gelinerek benliği aşma yolunda bir tercihte bulunur. Meditasyon yoluyla çevreye karşı duyarlılık ve farkındalık sağlanır. Bu anlamda Stoacılık daha entelektüel yaklaşımda görünürken Budizm daha deneyime dayalı yaklaşmaktadır.

Stoacılık ve Kinizm arasındaki benzerlikler ve farklılıklar nelerdir?

Erdemli olmanın ne anlama geldiği ve “Doğa”nın neye işaret ettiği konusunda çok farklı fikirleri vardı.

Kinikler için, mülkiyeti ve topluma dair her şeyi bütünüyle reddetmek erdemlilik göstergesiydi. Mutluluğa ulaşmanın yolu ise bütün değerleri dışlayarak erdemli bir yaşam sürmekten geçiyordu.

Stoacılar içinse erdem; toplumun bir parçası olarak, insanlığın iyiliği için çalışmak anlamına geliyordu. Stoacılara göre, erdem tek iyi olsa da, bazı dışsal şeyler diğerlerine tercih edilmeliydi.

marcus aurelius

Öfke bazen faydalı değil midir?

Stoacılar için cevap, hayır! Erdemlilik her şeyden önce gelir. Keza ihtiyatlılık, cesaret ve adalet de öyle. Ardından peşini bırakmadan gidilmesi gereken kavram asla öfke değil, erdemdir.

Stoacılar, öfkeye, irrasyonel davranmanıza neden olabileceği temelinde kısmen karşı çıktılar. Öfkenin yalnızca yanlış ahlaki yargılar nedeniyle ortaya çıktığına inanıyorlardı. Bir bakıma, arkasında yatan ahlaki yargı öfkeden daha kötüdür.

Evet, öfkeyi bastırmak doğru sonuçlar vermeyebilir ancak Stoacılar asıl sorunu çözmek adına bir öneri sunmuyorlar.

Acıdan kaçınmak Stoacılığın amacı mı?

Stoacılığın öğretisinde yer alan “sadece kendi kontrolünde olanı arzula” türü bir irade yaklaşımı bu şekilde bir algıya neden olmuş olabilir. Çünkü stoacılığa göre iradenin dışında kalanlar korku ve üzüntü gibi hoş olmayan duygulara neden olabilirler.

Bu yaklaşım acıdan kaçınmanın Stoacıların nihai hedefi olduğuna yönelik yanlış inancı beraberinde getirir. Ancak bu duyguların peşinden gitmek erdemliliğin yoluna engel teşkil edecektir. İyilik, mükemmellik ve aklın peşinden gitmek ilk ilke olmalıdır.

Yaşamı “zevk almak” üzerine kurgulamak Stoacılıkta savunulan bir hedef midir?

Hayır. Tıpkı acı gibi zevk de kayıtsız kalınması gereken duygulardır.

Stoacılar, nihai hedef olarak hazdan kaçınmayı veya zevke dayalı bir yaşamı öne sürmediler. Hatta zevküsefa üzerine bir yaşam kurgulamak erdeme giden yolda oyalanmaktır. Hedefin zevk olduğu yerde erdemliliğe ulaşmak ikincil planda kalacaktır.

Stoacılıkta zevk kötü olarak kabul edilmedi, ancak zevk arayışı aptalcadır. Çünkü gerçekliği örter. Zevk Stoacı anlamda amaç değil ancak araç olabilir. Seneca; Mutlu Bir Yaşam Üzerine kitabında, Stoacı bir bilgenin acıdan olmasa da sıkıntıdan kurtulabileceğini söylüyor. Erdemli, bilge kişi; mutlu ve zevk içinde bir yaşam sürer. Ancak burada bahsedilen mutluluk ve zevk, bir araç ve sonuçtur.

Stoacılık-Stoa felsefesi hakkında kitap tavsiyelerin nelerdir?

  • Marcus Aurelius – Kendime Düşünceler
  • Seneca – Mutlu Bir Yaşam Üzerine
  • Seneca – Yaşamın Kısalığı Üzerine
  • Seneca – Ahlak Mektupları
  • Cicero – Tanrıların Doğası
  • Epiktetos – Kılavuz Kitap
  • Epiktetos – Söylevler

Yazar: Tuğrul Cenk DEMİRKIRAN


KAYNAKÇA:
https://www.reddit.com/r/Stoicism/wiki/faq

Tags: , , , , , , ,
Demir Fiyatları Ne Zaman Düşer? 2021
Ejder Meyvesi Nedir – Nasıl Yetiştirilir?
0 0 oylar
Değerlendir
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle

En Çok Okunan

Bunlarda İlginizi Çekebilir

Menü
0
Düşüncelerinizi merak ediyoruz. x
()
x